Hiç

Sokağa atılmış, rüzgarda savrulan başıboş kibritler gibi, rastgele yaşıyorduk. Hep bir başımıza olmak, bir başlılığa sahip olmak, tüm bunların içinde diğerlerini dinlemek, söylenen her laf, her düşünceyi okumak, izlemek, bunlardan sıkılıyorduk. Yani, evet çokça sıkılıyorduk. Oysa güzel manzaraları biz de gördük. Güzel insanlar tanıdık, güzel gülüşler gördük, faklı zevkler aradık. Bir bulmacayı tamamlamak istermiş gibi […]

Insomnia

Gözlerim… Üzerimize yıkılmış dünyanın esareti altında ağır ağır kapanıyorlar. Geçmiş, bir karabasan gibi ağırlığını bırakıyor zihnime. Düşünceler… birbirini ardına geçmiş, dolanıp çözülememiş zincirler gibi özlem duygusuna, minnet duygusuna, merhamete kavuşuyorlar. Yılgınlık, göçebe bir cümlede sırıtan bir kelimeden başka bir şey değil omuzlarımda. Şafaklar, gecelerden doğuyor bir başına. Gözlerim.. Kapalı. Sensiz başlayan gündüzler, seni anlatan şiirlerle […]

Bak

Bak, görüyor musun bu inceden düşen yağmurların hatıralara karışan sessizliğini ? Dün, bir meşe ağacının altında kıkırdayan çocukluğumuz, şimdi yetişemediğimiz bir zaman treninin peşinden savrulan hatıralarımız da dağılıp gitti. Camları binbir parçaya bölünmüş bir pencerenin arkasından bakmak gibi, karmakarışık şimdi her şey.  İşte, serseri bulutlar, yıldızlarımın üzerine çöktüler. Uçurtmaları uçuran babalarımız, uçmanın büyüsüne kapılan hayallerimiz, ıslak çimenler, çıplak ayaklarımız… Bir avuç […]