.uzak kelimeler.

Taşmış kışların duvar diplerine yazılmış masallara benzetirim seni hep.

Saçları boyalı, fani dünyanın fani cehaletinin fani çığılıklarının fani mezelerine atılmış üç beş ayyaştan başkası değiliz güzelim.

Gel gelelim lafın en delik yerinden kaçan kin ve öfke hali dumanlı kafamızı döndürürken dar sokaklı Istanbulumun sen ne manzarasını, ne beni ne de kendini sevebildin.

“Ne ?”, haline düşkün “kim ?”, sorularıyla başlayan sabah şafaklarında, kin ve din kadar yalnız vahim cehaletin sonuçlarını hep beraber yaşayarak görebiliriz.

yaşamak derken yaşlanmak tabi..

diri vucudunun bol zamandan hallice eskimesine doğru sürecin ne yelkovan ne de akreple bir ilişkisi var. İkisi de yalancı ben söyleyeyim.

hani çok aşktan geberdiğin geceli gündüzlü vakitlerin aptallıklarıyla süsledin ya sen bu geceleri, ah be saf masal kahramanım benim, hangi sofrada yudumladın bu zehri.

geceye doluşmuş karabasanlar sıkarsa canını eğer bilesin ki aptal bir sohbetin ağır kokusu sinmiştir bu sofraya.

ne sen ne de ben bilebiliriz onlar kim, ne diye gittiler ve giderler ?

ne sana ne de onlara kalmış bu dünya ve fani ne güzel bir sıfattır her şey için bu kadarlık ömürümüzün ayyaş kışlarında.

kıştan ayyaş mı olurmuş deme sakın. Ayıptır günahtır inandığın baharlara, yanlızlıklara ve bana.

 

 

 

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.