UEFA SUPER CUP 2019 İzlenimleri

Dün (14.08.2019), her nasıl olduysa ülkemize ve İstanbul kentimize verişmiş Uefa Super kupa finalini izleme şansı edindim. Bu konuda deneyimlediğim şeyleri paylaşmak adına bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.

Maç bileti alınması

Maç biletleri yanlış hatırlamıyorsam, 19 Temmuz’da satışa çıktı ve çıktığı anda bileti edindim. Biletler, elektronik veya basılı bir şekilde UEFA’nın sitesinden kolaylıkla alınabiliyordu. Benim aldığım bilet basılıp adresime gönderildi ve gönderim sırasında hiç bir sıkıntı yaşanmadı. Sanki Ankara’dan kargo gelirmiş gibi, ki aksaklıklar yaşanıyor, Vienna’dan adresime, DHL yoluyla sorunsuz teslim edildi. Dolayısı ile ne stres yaşadım ne de bir başka problemle karşılaştım.

Bilet üzerinde tribün haritası konulmuş ve giriş sırasında kullanılacak barkod ile yer bilgileri bulunmaktaydı.

Maç’a gidiş

Maç günü kurban bayramının da son gününe denk geldiğinden, ulaşım ücretsizdi. Dolayısı ile saat 15:00 civarında bulunduğum ilçeden Marmaray ile Üsküdar’a oradanda Beşiktaş’a geçmem yaklaşık yarım saatimi aldı. Bayramın son günü maç günü ile birleşince ve ücretsiz ulaşım olunca tüm sahil kesimi ve vapurlar kalabalıktı.

Maç öncesi atmosferi koklamak için Beşiktaş çarşı içerisine girdim. Tabi ben çarşıya epey bir zamandır uğramıyordum, ya yeni mekanlar açılmış ben atlamışım yada mevcut mekanlar ekstra donanımla dükkanlarını genişletmişler ve İngilizlere bira satmak üzere her türlü yol işgalini yapıyorlardı.

Kartal heykeli önünde bir grup Beşiktaşlı taraftar, takımları lehine tezahurat yaparken bunları izleyen İngilizler de ne olup bittiğini anlamadan ama hoşlarına giderek bu çoşkuyu izliyorlardı. Lakin Taksim tarafını bilmem ama Beşiktaş tarafında öyle abartılacak bir İngiliz çoşkusu yoktu. İngilizler genelde Akaret tarafında konuşlanmış publarda maç saatini bekliyorlardı.

Ve tabi güvenlik unusurları sokak aralarında konuşlanmış, kimseye karışmadan düzeni gözlemliyorlardı.

Kapılar 19:00’da açılacağından vaktimi nispeten daha tenha bir pub’da geçirmek istedim ve yaklaşık iki buçuk saat gibi bir süre oturdum.

Kapı Açılış Saati ve Giriş

Saat 19:00 gibi stadyuma doğru yürümeye başladım, Beşiktaş’tan Taksim’e kadar yolları kapamışlar, taraftarlar o güzelim ağaçların altından Dolmabahçe’ye doğru yürüyor ve stadyuma giriş yapıyorlardı.

Stadyuma giriş gayet sorunsuzdu. Lakin kapı geçişleri, bilgisayarlı olduğundan yoğunluk sebebiyle aksilik çıkarıyordu. Kapılarda biriken yoğunluk ve aksilik bu tip şeylere ne kadar hazır olmadığımızı gösteriyor sanırım. Kapılar genelde bir kaç kişi geçtikten sonra kilitleniyordu. Sistemi yeniden başlatıyorlardı. Neredeyse 45 dakika gibi bir süre kapıdan girmeyi bekledik. Ben girdiğim sırada da diğer kapılar halen çalışmıyordu.

Stadyum ve İzlenimler

Öncelikle, ilk defa Beşiktaş’ın bu yeni stadına maç izledim. Stad oldukça güzel ve her açıdan rahatlıkla maçı izleyebiliyorsun. Ben üst tribün ve çaprazda olmama rağmen sahayı oldukça yakınmışçasına izledim ve uzak kalede ki pozisyonları da rahatlıkla görebildim.

Saha içi organizsyonlar eğlenceliydi. Sahaya verilen ses kalitesi oldukça iyi ve şarkılar net bir şekilde duyulabiliyordu.

Açılış seramonisi’de çok hoştu, Türk folklöründen seçmelerden oluşan güzel bir gösteriydi.

Taraflarlar ise, dağınık bir şekilde konuşlanmış, her takımın taraftarı karışık bir şekilde oturuyorlardı. Yanım’da Irak’tan gelmiş bir Chelsea taraftarı, önümde İngiliz, Türk, Ortadoğulu Liverpool taraftarları, sol yanımda Ukranya’dan gelmiş bir Liverpool taraftarı bulunuyordu. Muhammed Salah’ı destekleyenlerden dolayı aslında çoğunluğu İngilizler yerine, orta doğulu misafirler sağlamıştı.

Maç boyunca tezahuratlar bence oldukça sönük kaldı. Bizim ülkedeki tribünler daha hareketli ve daha çoşkulu. Tabi bir de bu kulüplerin taraftarları belli ki başarıya doymuş. Ama buna rağmen coşkulu taraflarları izlemek eğlenceliydi.

Dikatimi çeken bir diğer şey, maçın scoreboard üzerinde yayınlanması oldu. Kaçan bir pozisyonu yada gölün tekrarını direkt olarak oradan görebiliyorduk. Ülkemizde de bu uygulamaya geçerler umarım.

Maç Çıkışı ve Eve Dönüş

Evet sanırım günün en zor zamanları bu anlardı. Hava gece olmasına rağmen yüksek nem oranına sahipti. Çıkışta, Dolmabahçe’den Taksim’e çıkan yokuşu polis kapamış, sadece Taksim’den Beşiktaş’a gelenlere izin veriyorlardı. Çıkışta, bu yolu kullanmak isteyenlerle güvelik arasında kısa bir münakaşa yaşandı. Kalabalık birikince de yolu açmak zorunda kaldılar.

Lakin Taksim’e çıkış Cihangir’iin sırtlarından geçerek mümkündü. Dolayısı ile inanılmaz bir eforla o dik yokuşları tırmanarak, Alman konsolosluğunun önüne çıkıp meydan’a vardım. Meydan çok kalabalıktı. Ben dolmuş beklememek üzere Metro’ya binip, metro yoluyla evime ulaştım. Toplam’da bir buçuk saatte evime varmış oldum. Ama inanılmaz yorucu ve eforlu bir dönüş oldu.

Lakin, şu metroları 7/24 çalıştırmanın önemini görmüş olduk. Zaten anlamsız bir şekilde 00:00 de seferleri duran raylı hatların, metropollerde nasıl çalıştırılmadığını da anlamak mümkün değil. Metroların çalışması insanlarıda rahatlatmış oldu.

Sonuç

Şahsen benim beklediğim öyle bir İngiliz taraftar çoşkusu yoktu Beşiktaş’ta. Herkes sakince birasını içip, sohbet ediyor, gelene geçene bakıyor, maçı bekliyordu.

Stadyum’a ulaşım kolaydı ama giriş kapılarında ki aksaklıklar biraz daha uzun sürse hoş karşılanmazdı.

Dönüş yolu’nun başı ızdıraplı ama sonrası da rahattı. Katkıda bulunan herkese teşekkür etmek gerek.

Dün bir günlüğüne de olsa İstanbul biraz Avrupalıydı tıpkı eski günlerde ki gibi. Bunu özlemişim. Şu anlaşılıyor ki biz sadece bizim halkımıza zulmetmeyi seviyoruz. Ne yapıyorsak kendimize kötülük etmek için yapıyoruz. Oysa dün gördük ki hiç bir taşkınlık olmadan herkes gayet güzel bir şekilde hem içti, hem maçına gitti, hem eğlendi.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.