Tirad

ekinbulut.com

Gel dostum, çıkar şu üzerindeki yorgunluğu, geç şöminenin karşısına. Biliyorum, uzun bir gecenin ıstırabından sayıklayarak çıktın geldin buralara. Böyle ruh şıkışmalarında “Eh, insanlar işte…” der, elinle sinek kovalarmış gibi yapardın, bilirim.

Malasef her hikayenin bir oluru vardır dostum. Yaşamlarımıza aldıklarımız, büyüttüklerimiz, kabullerimiz ve yaptığımız seçimlerin sorumluluğunu almak gibi ödevlerimiz vardır. Buna, ahlak diyorlar. Yeraltı dünyasının miskin sakinleri gibi saklanmaktan, kendine yaltaklanmaktan vazgeçtin artık sen.

Kaderini birileri için değil, kendin için yaşamayı tercih etmenin yükümlülükleri ağırdır dostum. Yürek dediğin şey, çılgındır, hadsizdir, aptaldır ve nedense hep haklı olandır.

Şimdi bir hayal dünyasının ortasında, gerçeklerin savaş ilan ettiği bir kuşatmada yapayalnızsın. Yeldeğerimenleri herkesin gördüğü gibi devlerden ibaret değildir. Aşk dediğin şey üç kuruşa satın alınabilen, seçilebilen, tutulabilen bir şey, hiç değildir. Bu, şeyler dünyasında, Platon’un duvarında gölge avlamaktan vazgeç dostum.

Tüm dünya yıkılabilir, varsın yıkılsın da yıkılacaksa. Seçimlerin olduğu bir yerde zar atmaktan, kaderden bahsedemeyiz. Mesele o seçimlerin sorumluluğunu alabilmektedir. Ama bazen bu sorumluluk çok ağır bedeller de ödetebilir.

Her neyse dostum. Şimdi senin yüreğin buruk. Bilirim. Bir seçim yaptın ve diğer tüm olası seçenekleri yok ettin. Dert etme, aşağılık insanoğlu herşeye alışır. Sadece yaşanmışlıkları yaad ederek, bir kenara koymak hiç kolay değil, bilirim. İnsanlar yapayanlış anlar herşeyi. Çünkü ancak o kadar anlayabilirler, kızma.

Artık o yazılmamış romanlar, söylenmemiş sözler, yaşanmamış aşklar, bunlara yer yoktur, bilirim. Gel dostum, çıkar şu üzerinde ki göz yaşlarını, yorgunluğunu, pişmanlıklarını.

İnsan, sanki son gün bugünmüş gibi yaşamalı.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.