Siz

Siz hiç, ah işte bu o, dediğiniz, bir bakışta ruhunuzun o öteki eşini gördüğünüz, geçmişi, geleceği, şimdiyi tüm nefsiniz ile, yaşantınızla  ve bilincinizle bütünleşerek kavrayabildiniz mi ? Ve bu kavradığınız tutkunun, keskin yargılarınızın girdabında dolaşırken, her şey o ruh eşinizle eşleşirken, hayatınızı onun kollarında, onun şefkatinde, onun gözlerinin derinliklerinde çizerken, mutluluğun kapılarına vardığınızda o kutsal […]

.boş rüzgarlar.

Gün görmüş baharların soğukları doluyor işte bak. Gece sızan tüm hüzünlü günlere sıkıştı kaldı ruhum. Can çekişen özlemlerin cümle halleri belleğimde kavruldu gitti görmedim. Kendimi bıraktığım dar rüyalar yıkılıyor işte, şaşırmadım. Cümleler diktim onun yerine. Parlak yalnızlıkların boş caddelerinde koşuyorum. İstediğim kadar yalın istediğim kadar yok. Aklıma sıçrayan tüm kibirler için küstahlık biriktirdim. Hepsi işte […]

.sandal öyküleri.

“Çünkü dünyanın elle tutulabilir bir yanı yok” dedi. Haklıydı. Yani o öyle dedikçe bana haklı geliyordu. İki üç gün öncesinden kalmış gazetelerin ikinci sayfa cinayetleri üzerine oturmuş, edebiyat yapıyorduk. “Siktimini kaldırımlarında yürükmekten nefret ediyorum. Hayır kızdığım şey benden daha yavaş yürüdüklerinden filan değil. Kendilerini, kont, kontes sanan edalardan bahsediyorum.” Bir duman daha aldı. “Bir de […]