Mektup Öyküleri – IV

mektup öyküleri

Kuzen, Sonunda Selim Işık ile tanıştık. Bu mektubu yazmak için bir kaç ay beklemek istedim. Buna rağmen neler yazacağımı planlamadım. Belki biraz Selim’den, Turgut’tan, günlük boktanlığımızdan, ve diğerlerinden, ve de ötekilerden bahsederim. Göreceğiz. Açıkça Selim’in dramatik düşüşünü çocukluğumuza benzettim kuzen. Hatırlar mısın bilmem, babaannemizin o kocaman bahçesinde, elma ağaçlarının dibine uzanır, bahar rüzgarlarının, ve onu […]

Mektup Öyküleri – III

mektup gunlukleri

Sevgili kuzen,   Kişinin kendisine has günahları olur üzülme. Herkesten saklanan düşünceler, kıyıda köşede buruşturulup atılmış yahut göz ardı edilmiş ve bunların türevleri, türevlerinin türevleri derken uzamış günah listesidir. Bu düşüncelerin içinde yok yoktur. Kişinin tüm ahlakını baştan sona yenileyen bu düşünceler, kendisini anlamak için oluşmamışlardır. O pis, kokuşmuş düşünceler bir şekilde oradadır, ne zaman […]

Buruk Pencereler

Mahşerlerin dalgalı zindanlarında aklıma sahip çıksam diyorum. Şeytan belirdiğinde gölgeli lafların arkasında, heybeti külle bezenmiş sözler, cümleler, itiraflarda bulunuyorum. Öyle karanlıkta kalmış sıralara oturup, günah hapishanelerinde arınmaktan öte gidemiyoruz. Ne kavgalara ne de boş duvarlı nidalara bahaneler üretip duruyoruz. Akıl.. Akıl. Hocam nedir akıl ? Bu zifiri kalabalıklarda kör ebe oynarcasına kaybolmak mı ? Yitmek […]