Vesaire

vesaire

Lafa nereden girsem bilemiyorum. Bu aralar Jean-Paul Sartre’ın Bulantı kitabını okuyorum. Bu sefer hızlı hızlı değil, keyfini çıkararak, sindire sindire bir okuma olduğundan standart hızımdan daha yavaş ilerliyorum. Oysa kitabın henüz başlarında olmama rağmen, yaptığı tespitler beni bir kez daha önceden düşündüğüm şeyleri gözden geçirmeme zorluyor.. Şaşırtmıyor ama düşündürüyor. Öyle ki; geçen gün tanıdığımız birinin […]

Yağmur Günlükleri – I

Nereden çıktığımı hatırlamıyorum işte. O gece her nasılsa caddeye düşmüş yürüyordum.  Ağzım, dilim, gözlerim kuru, inceden yağmur yağıyordu. Islaklık caddenin zeminini parlatmış binlerce ışık rengarenk birbirine karışıp, su birikintileri üzerinden hayat varmış gibi yansıyordu. Hatırlıyorum, o günü hiç sevmemiştim. Ondan ayrılalı kaç dakika oldu, kaç saat karıştı bunlara, günler nerede nasıl geçti diye düşünürken tekrar […]