Suskunlar

suskunlar

Uzun bir aradan sonra soluk kesici bir roman okudum; SUSKUNLAR. Nereden, hangi hikayesinden, hangi kalıplardan, karakterlerden, atmosferden, derinliklerden başlayacağımı bilmiyorum.

Kitabın girizgahı bize bu kitabın enginliği hakkında ufak bir ipucu vermekte aslında;

“Kulak eğer gerçeği anlarsa gözdür”

Hikaye İhsan Oktay Anar’ın kitaplarında aşina olduğumuz Osmanlı dönemi İstanbul’unda geçmektedir. Romanı sürükleyici kılan bir diğer unsur ise kullanılan dilin bütünlüğü, kapsayıcılığı, içinde barındırdığı anlamları, okuyucuyu ilk andan, son durağa kadar araya zaman bile girse tekrar içine çekebilmesidir.

Üç bölümden oluşan kitap her bölümünde önce karakterleri, yaşadıkları çevreyi, öncesini ve sonrasını, verilmek istenen mesajları barındırıyor.

Kitabı bana sevdiren bölüm özellikle Eflatun karakterinin yaşadıkları idi. O’nun hikayesinde barındırılan tasavvufi tabirler, felsefi derinlik özellikle defalarca kez gözden geçirilmeli. Tabi şahsım adına konuşursam, tasavvuf ile bir alt yapı ile belki de bu öykü bambaşka görüş açıları kazandırabilir.

Senin buraya gelmenin sebebi sadece bizim ‘gel’ dememiz değil, ayrıca onların sana ‘git’ demeleri. Hiç kimseye ‘kötüdür’ deme. Aslında onlar, bilmeden iyilik eden insanlardır.

 

Yukarıda verilen öğüt beni kitaba teslim eden, tüm yargılarımı, bulunduğum konumu gözden geçirmem için fitili yakan kısımdı.

Sonrasında ki bölümlerde, kötünün neden kötü, iyinin neden ve hangi koşullarda iyi olduğunu anlatan masalsı karakter öykülerinden oluşmakta. Kalın Musa, Pereveli İskender Efendi, Davut, Eflatun, kahinler, dokuzlar ve diğer karakterlerin felsefi anlamları üzerine sakin olup düşünmek gerekiyor.

 

Diyaloglar arasına sıkıştırılmış ufuk açan öğretilere rastlıyoruz. Bu da romanın niteliğini arttıran başka bir unsur.

Örneğin, kahinler, gerçeği gördüklerinde, görme yetilerini kaybediyorlar. Ve bu ister antik yunan olsun ister tasavvuf olsun, daima içlerinde barındıran şeyi söylemektedir. Eğer gerçeği tam olarak kavrayabilirsek, başka hiç bir şeye gerek kalmaz, arayış sona ermiştir.

Ve bunun gibi nice karekterin öykülerinin alt metnin de bu veya buna benzer öğretilere rastlıyoruz.

belki de susmak, gerçeği anlamanın tek yoluydu.

 

Daha önce yazarın Puslu Kıtalar Atlası’nı okumuş ama bu kadar çok etkilenmemiş ve dolayısı ile  önem sıramı değiştirmemiştim. Ama Suskunlar ile, bana hem yeni bir dünya sunduğu için, hem kitabı hem yazarı ayrı bir yere koyduğumu söyleyebilirim.

Kitap; İletişim Yayınlarından ve 268 sayfadır.