Öksüz Baharlar

Şimdi bu sokakların ıslak hatıralarında, adı sanı unutulmuş bir baharın kırıntılarına bakıyorum. Dilek tutmuş güneş saçlı çocukların masallarında kabaran aşkımız gibi, uyanınca kaybolan şiir mısralarında sırıtıyorum.

Öyle ya, öksüz baharlar yıkılıp duruyor yüreğimde. Bir avuntu gibi, zamanı tersten okuyup, satır aralarına öylesine bırakılmış birkaç umut gibi unutuyorum. Savruluyor hatıraların, gecenin bir vakti evime izinsiz girmiş bir baykuş gibi. Ölümüne korkuyorum tıkırdayan her şeyden ve saatlerden.

Sonsuzluk içinden gelip sonsuzluğa uzanıyorum durduk yere. Uçurtmanın ucuna takılmış yalnızlıklarımı kovalıyor, yoruluyor ve sıkılıyorum. Canım ruhum, sıkılıyor.

Bir roman okuyorum. Roman oluyorum. Hayatımı cümlelere bölsem, kaç sen çıkar bilmiyorum. Dram karakterlerinin komedi yıldızı olması gibi, yani koca, bombok bir şakaymışım gibi bakıyorum aynalara.

Üzerini sessizlikle kapatmaya çalıştığım çığlıklarım dokunmasın diye kimselere, başıboş yolculuklara çıkıyorum rüyalarla süslenmiş karanlıklarımda. Ve böylece avunuyor karakterleri romanların.

Islık çalan rüzgarların peşine takılıyorum ya yarım yamalak, yarı yolda kusuyorum. İçimi dışıma, dışımı içime doğuruyor, devr-i daimi devr-i mutlak ediyorum. Yalan yanlış ya her şey, öksüz baharlarla yıkanıyorum…

Bir cevap yazın

twenty + three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.