.o.

Öyle boş beyaz bulutlar geçiyor ki bu gece, ruhum hadsizlik üzerine hangi şiiri yazacağını unuttu.

Sen dalga saçlım, gecenin en uyumsuz karanlığını mı seçtin beni vurmak için. Gözlerim damlatmayacak kadar kederli ararken manzarasını şehrimin, ışıklarında kaybolduğumuz yufka toyluklarımız gelir aklıma. 

Toz ektiğim tüm kalemlerin üzerinden miladını doldurmuş sen ile birkez daha karşılıyoruz işte. Vakit şimdi ne anlamsız bir cüce, ne kayıpsız bir özlem.

Vapur kokularının üstüne çöken tüm şiirleri yaktık gitti, fırtınalı bir akşam üstü. Yobaz bir şişe dibinin son öğütüydü belki seni görmek üzerine attığım bahisler. Yoğun bir aşkın dili yok belki ama sığındığın o kabuk bazen öyle bir deşiyor ki geceyi ne ilkimler, ne şafaklar, ne rüzgarlar dindirebiliyor.

Yedi tepenin yedisinin yüzüne bakarken bazen, gelir aklıma işte öyle ufak bir meltemden kopup. Böyle bir masalmış gibi, anlatırsam yaşarmış gibi, hallice duruyorsun karşımda. 

Unuttuğumuz o vakit öyle basmış ki kalıbını, dillerin suskunluğu bile yok artık. 

 

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.