Mektup Öyküleri – II

Mektup Öyküleri - II

Kuzen,

 

Bu, Op 27 no 2 ne güzel bir şeydir. Defalarca dinledim ve kendimi dinlemekten alıkoyamıyorum. Halim o ki; bu müzik beni bambaşka yerlere götürüyor. Okuduğum herhangi bir romanın herhangi bir kahramanı oluyor, aklıma gelen şeylerin neler olduğuna bakmadan onlara kılıf bulmadan, geldiği gibi yazıyorum.

Yazıyorum kuzen. Tasarımı olmayan, önceden düşünülmemiş, kurgulanmamış hikayeler hazırlıyorum. Senin de söylediğin gibi hiçbir şeye hükmedemiyor isek ne amacı var tüm bunları kurgulayarak yazmanın. Lakin Tolstoy’un şu fırtına betimlemesi halen aklımda. Yazı bu kadar güçlü müdür kuzen ? Hiç var olmamış bir şeyi olmuş gibi göstermek, gerçekleri çarpıtmak… Neden inanır insan hemen buna ? Yaz yağmuru güzel olduğu için mi yoksa güzel olduğuna inanmak için mi ? Ne çabuk kanıyoruz o halde. Güzel olana ne çabuk alışıyoruz. O zaman bu bizi, doğru olana mı, gerçek olana mı götürür ? Bu soruları ödevin olarak veriyorum sana. Gelecek ilk görüşmemizde cevaplarını beklerim.

İçerisinde bulunduğum bazı durumlarda, insanlığın ne kadar zavallı olduğunu yakalıyorum. Yani aklıma gelen ilk kelime bu oluyor. “Ne kadar zavallıca” diyorum ve her şey yerli yerine oturuyor. Etrafımdakiler beni onaylarcasına kafalarını sallıyor filan. O esnada, bir kadın gördüm kuzen. Onu tanımlamak istersem simsiyah derdim. Saçları, gözleri… Bugüne not düşen tek şey o olabilirdi. Bundan daha fazla bahsetmek istemiyorum.

Abartmayı seviyoruz kuzen. Özellikle acılarımızı değil mi ? Örneğin, elimizi hafifçe bir yere vursak ya da bir bıçak kesiği olsa, “felakete” uğruyoruz. Dostluklarımız bozulsa ya da sevdiklerimizle kavga etsek “hain” den başka bir rol bulamıyoruz. “Dünyayı ya başlarına yıkıyoruz”, yada “ölümden de çok seviyoruz”. Ölüm sevilir mi peki kuzen ? Böylesine saçma bir şeyin neresi savunulabilir. Camus mu savunacak bunu ? Sarte mı ? Dostoyevski mi ? “Budala !” der geçerim. Yargılarımızı bir köşeye sakince bırakıyor muyuz peki kuzen ? Böyle cahilce bir harekete girişmek yakışır mı bize ?. Yargı kuzen; yargı sen daha bilincine varmadan senin tarafından verilen bir hükümdür. Bu hüküm bir anda aklında beliriverir, “Aklına geliverir”. Yargı sana ait değil ama kararı, cezası, sefası senindir. Ne hoş, ne çılgın, ne yalan, ne kadar zavallıca.

Bugünlük sanırım yeter kuzen. Yarına bırakacak bir şeyim yok.