Kurak

·

Umutlarımızı uçurtma iplerine asmış, peşinden koşturan ölü doğanlarız.

Bir takım kurak sözler, yakamıza sıkıştırılmış nefesiz çiçekler.

Düş bahçelerinde yanyana duran asılı paslanmış salıncaklar gibi bekliyoruz.

Beklemek, elimizde kalan.

Hırs bürümüş merhametsiz kelimeler dolanıyor geceleri.

Baş belası rüyaların gölgeleri üzerimize çökmüş, içimizde yıkılmış şatoların duvarlarında yankılanan boş bir romantizm.

Ufukta kaşlarını çatmış bulutlar heybetini düşürüyor bir yerlere.

Şimdi ben sana zamanımdan zaman satıyorum.

Ben sana umutlarımdan umut,

Ben sana hınçlarımdan biraz öfke, biraz niyet satıyorum.

Anlamamız gerek burada huzur yok, burada hoş gelmek yok.

Issız rüyalar çölünde çoktan öldük, rüya yok.

Rüya yok.