kaos

Anlatsana neler oldu öyle ? Neler değişti üç mevsimden dökülen. Senden benden neler kaldı ? Bugün bir yakışıklı öldü yanlışlıkla. Ne fark eder ?

Bazen kocaman bir kütüphanede gökten, toprağa kadar inşa edilmiş raflar arasında buluyorum kendimi. Oraya nasıl gelmişim, gitmişim, geçmişim bilmiyorum. Hafıza dediğimiz şey hatırlayamadığı boşlukları doldururken yalandan başka bir şey söylemiyor. Neden ?

Söylesene ne değişti ? Sefil yalnızlıklarından, sefil aşklarından bahsedenleri, aşağılık, yalan söyleyen gözleri nasıl sindirdin ? Nasıl alıştın bunca saçmalığa ?

Beni hiç mi özlemedin ? Hiç mi aklına düşmedim, çıktığın bir yolculuk sırasında pencereden baktığında ? Hain. Kocaman bir hainsin.

Neden küçüğüm ? Bu ne öfke, bu ne kibirmiş. Ne yalnızlık, ne yüzsüzlük. Yorulmadın mı hiç ?  Sen bir korkaksın küçüğüm. Tıpkı diğer herkes gibi. Yalandan asma baharlar, yalandan kocaman yalnızlıklar.

Bir yaprak düşecek yakında. Uygunsuz bir zamanda bir köşe başında, gölgeler içinden geçerken farkına varacaksın, senden başka bir yalancı olmadığını. Zalim bir iklimin merhametinden dönerken bunu hatırla. Kocaman bir katilsin. Tıpkı diğer herkes gibi.

Durduğumuz yer yanlış. Gördüklerimiz maskelerden ibaret. Bana gerçeği söyle. Aslında hiç farkına varamadığın gerçekleri söyle. Masaldan da olsa…

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.