.huzur ölçüsü.

Ne hikayesine başladığımı düşünmeden hikayenin i sine kaptırılan tüm günah sabahlar kadar kıvrak rüzgarların, aşkların, öpüşmelerin ve sevişmelerin karşısında duramadık. Hicazına vezir düşürdüğüm laf ebeliklerinde saklı tüm iltifaları kaldıramayacak kadar öküz zekası ile dolandığın akşamlardan tiksiniyorum.

Ne ben ne de bir başkasının yıkadığı günler kadar bahar yakışmaz üzerine. Sen öyle yanımdan geçtikçe, huzurun ölçüsü kadar zarif davranamayacağız.

Dokunduğun tüm yalan yanlış şiirlerin arkasında saklandığı sapık vaziyetlerin gerçekliğini bilemeyeceksin. Gözüne bürünmüş tüm umut yalanlarına kanarak bıraktığın tüm gerçeklere hazır değilim. Üzgünüm.

Hayatımın satırlar arasından kaydığını sanarken, neyse…

Doyumusz bir esintinin kalan yıkımlarında ne saçmaladığımızı bilmemek bazen daha güzel. Öylesine unutmak mesela…

Kendini sarhoşluğa terk etmiş gibi rahat ve kayıp olmak güzel öylesine  bir yalandan sonra.

Satırlara nasıl sığacağını bilememek kadar hoşnutsuzum. Loş bir akşam kıvamından türevli bunalımlar.

Ne ise, takvimleri yolarak harcanan her bakışın döküldüğü  tüm seneryoların doğurganlığına tanık olarak bırakalıan cümelerin bitmemesi üzerne inandırdım seni.

Hangi kayıbı aşabilirdik düşen tüm notaların vurgusuna ibaret ? Neye kanabilir, neyi sevebilir, neye bakabilir, neye yaşayabilir, neye dokunabilirdik ?

Harflerden nefret edercesine bıraktığım senlerden sonra tüm hukuğumuzu çöplerde imha etmiş gibi yalan ürettim. Ayyaştım, kokardım…

Yaşına bakmadığımız çınarların, içinde kaybolduğuz hayallerin mi desek, anlatım ve bozuklarının diyarları mı, her biririnin affına sığınarak özlediğim seni andıran tüm hayallerin türettiklerini rüyamda gördüğüm.

Kahır olmayan rüyalar, kaybedilmeyen rüyalar…

Anlamına kıyamadığımız gecelerin boş olduğu tüm baharlardan nefret ediyorum.

Sen başka bir mezenin rakısında dudaklarını ıslattığında, ben başka bir satırın güvencesiyim.

Ne huzur ne yalan.