HellBlade – Senua’s Sacrifice

hellblade senuas sacrifice

Bu aralar bilgisayar ve konsol oyunlarıyla vakit geçiriyorum. Bilgisayarlar dünyama girdiğinden beri oyunları da takip eder, vakit ayırırım. Tabi teknolojinin gelişimiyle beraber, yapımcılarının sunduğu dünyalar şekilleniyor ve sayısız kategoride, sayısız oyun üretiliyor.  Bu üretim, oyun motorlarından tutun, seneryoların, müziklerin de gelişimine katkı sağlıyor.  Son dönemlerde bağımsız yapımlar (Indie), dikkatimi çekiyor ve kendi türü içerisinde çok başarılı eserler var.

Bir süredir, Ninja Theory adlı firmanın yapmış olduğu HellBlade: Senua's Sacrifice adlı oyununu bekliyordum. Oyun tanıtımına youtube'da şans eseri rastlamış ve o günden beri sabırsızlıkla beklemekteydim. Bugün ise oyunla tanışmış oldum. Öyle ki henüz oyunu bitirmedim ama sabırsızlıkla, yaşadığım deneyim hakkında yazmak istedim.

Gerçeklik

Bir oyuncu olarak, bu tip yapımlarda, gerçeklik, zaman mekan, fantastik unsurların harmanlanması, seneryo ile entegrasyonu gibi şeylere dikkat ederim. Özellikle tek oyunculu oyunların bu tip konularda hassasiyetinin önemli olduğunu düşünüyorum. Oyun'un giriş sahnesinden itibaren oyuna dair hiç bir ipucu elde etmiyoruz. Kahramanımız,  sevdiğini aramak için yolla çıkmış bir halde, bilinmeyen bir diyara varıyor. Oyunun içerisinde harita yok, size başlarda tuş kombinasyonlarını söyleyen bir eğitim yok, en önemlisi yaralandığınızda sizi iyi edecek bir ilaç sistemi de yok, hangi tuşa ne zaman basacağımızı oynarken keşfediyoruz. Bence oyuncuyu oyuna böyle dahil etmek doğru bir yaklaşım çünkü daha ilk defa çıktığınız bir yolculukta, karakterinizi tanıma aşamasına da sizi dahil ediyor. Oyun boyunca öldüğünüz noktalarda kolunuz üzerinde siyah bir hastalık ilerliyor ve bu hastalık vücudünuza yayılırsa tüm oyun bitiyor ve hangi aşamada olursanız olun, en baştan başlıyorsunuz.

 

 

Seneryo

Bir oyunda, ona güzellik katan belki de onu kurtaran en önemli unsurlardan biri de seneryodur. Seneryosu güzel olan bir oyunun grafiklerine ya da diğer unsurlarına fazla takılmayız. Hellblade ise, hem grafiksel olarak hem de seneryo olarak dolu bir oyun. Seneryo seçimini çok sevdim çünkü daha önce belki de bu konuya bu şekilde yaklaşan bir oyun yapılmadı. Oyunun konusu kuzey mitolojisini barındırıyor ve vikingler dünyasında yaşıyoruz. Oyunun bazı noktalarında, mitolojik öyküler anlatılıyor ve ipuçları barındıran bu öyküler oyunun akışı hakkında da bilgi veriyor. Kuzey mitleri ve vikingler dışında salt metinde ölüm ve yaşam üzerine de edebi mesajlar var. Oyunun sağlam bir edebi temeli olduğu anlaşılıyor. Bu unsur, oyunu da ciddi biçimde güçlendirmiş.

Müzik - Seslendirme

Oyunun sükse yapmasının bir önemli noktası ise seslendirme. Bu eserin en önemli etmeni dış sesler. Oyunun başından beridir, ya karakterin içinde ya da dışında onu takip eden dış sesleri duyuyoruz. Bu sesler bizi oyuncu olarak geriyor ve şüpheye düşürüyor. Bir yola girerken bir sürü ses "oraya girme, yapma, geri dön" derken, bir başka ses "git, korkma, doğru yoldasın" diyebiliyor. Girdiğimiz savaş sahnelerinde ise kulaklarımıza çalınan müzikler, tam bir sinema eseri ve tabiri caizse öyle gaza getiriyor ki, büyük bir hevesle savaşıyor ve sanki bir sinema filminde oynuyorsunuz. Üç boyutlu ses sistemi var böylelikle etrafınızı saran bir atmosferde yaşıyorsunuz. Mutlak kulaklıkla oynanmalı. Oyun içi müzikleri, belirttiğim gibi çıtayı yükseltmiş, özgün bir yapıt haline getirmiş.

 

 

Atmosfer

Seneryonun mitolojik olduğunu belirtmiştim. Viking dünyasında, ölüler diyarında doğru devam eden yolculuğumuz, karşımıza bir sürü bilinmeyen ve çözülmesi gereken bulmacalar sunuyor. Bu bulmacaları çözdükçe ilerleyebiliyoruz. Seneryonun, müziklerin, seslendirmelerin ve grafiklerin beni, bir oyuncu olarak istediği veya anlatmak istediği bütünlüğe soktuğunu düşünüyorum. Bu açıdan da olumlu bakıyorum.

Sonuç

Fiyatını oldukça hak eden, oyuncuyu en başından içerisine alıp ona korku ve şüphe aşılayan, müzik, seslendirme ve seneryosu ile yaşattığı atmosferi de size görsel şölen sunan bir yapıt. Oyun bitince tekrar oynanır mı şüpheli, ama oyunun bu amaç için yapılmadığını anlıyorsunuz. Benim en çok hoşuma giden, edebi alt yapısı ve kurgusu. Oyuncu modellemeleri ve detaylar teknolojinin ne noktaya geldiğini bize bu bağımsız oyunla gösteriyor.

Mistik, gerilim, aksiyon ve tek kişilik oyunları sevenler için arşivlerinde bulundurmasını tavsiye edebilirim. Oyun videolarına youtube ya da twich üzerinden ulaşabilirsiniz. Oyunu steam üzerinden de indirebilirsiniz.

 

 

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.