Gündüz Düzeni

Gün gelir kasvet uyanır dağlarında baharlarımızın. Bir şişe baş dönmesinden çıkan kelimeler sıkıştırırız cebimize ve ceplerimizden hüsranlar yığılır, tıpkı bomboş bakan gözlerimizin ovalara, ırmaklara baktığı gibi.

Bir rüyanın gölgesinde uyanır içi sıkışmış, bomboş yalnızlıklarımız. Öykülerimizde yaşamış kahramanlarımızın ağzından düşen bir iki yanlış cümle ile çirkinleşir, geceler indiririz sahnemize. Bu sahnenin ana oyuncularında bir deli bir de delinin içeriği yansır duvardan aynalarımıza.

Sahte aynalardan sahte yüzler fışkırır, kulaklarına kadar güldürmece. Kahinlerimiz boş gözleri kadar rastgele çekilir yaşamın nefesi. Bir yol boyunca yanyana gelen kahramanların, kahramanca yitip gitmeleri kadar trajik herşey albayım.


Bir kitabın dalgalanan yaşamı kadar sığabildiğimiz bu zaman aralıklarına bir bakalım albayım.

Cümleleri kararan düşüncelerin, yüksek perdeden ahkam kesen ahmakların, gündüz düşlerine sığınmak zorunda kalanların, yalnızlıkların, dönen dünyanın…

Zamanın içine atılmış ve ne yapacağını bilmez şımarık çocuklar gibi akıyoruz buradan, karanlığa doğru. Bırak akalım albayım.

Söz burada biter.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.