Gün Bozumu

Aylardan Mayıstı ve biz gökten yarılmışçasına boşalan yağmurun altında Karaköy’den Beşiktaş’a yürüyorduk. O zamanlar, ister adına dostluk, ister yalnız kalmamak için diyelim, beraber çok vakit geçirirdik. Biraz daha gençtik. Gençliğin avareliğinde, aslında neler döndüğünü de çok bilmeden, çok düşünmeden bazı şeyleri sadece yapıyor, bilinçsizce hissetmek için yapıyor ve bu dostça görünen tavırların altında kim bilir neler saklıyorduk.

Bunları artık öğrenemeyeceğiz. O günlerden senden bana kalan şeyler arasında işte böyle detaylar var. Şimdilerde o yürüdüğümüz caddeler çok değişti. Bastığımız kaldırımlar yıkıldı, saçaklarına sığındığımız binalar yıkıldı, ağaçlar kesildi. Artık o sahillerden baktığında İstanbul’un silueti bile bambaşka oldu.

İşte, bazı akşamlar bu tip şeyler ansızın beliriyorlar. Yüzünü hatırlamaya çalışıyorum, güldüğünde ortaya çıkan çillerini, aklından geçenleri hınzırca yansıtan gözlerini, saçlarını topuz yaptığında çıkan boynunun zarifliğini, kafana estiği zaman çıkıp geldiğini, boş boş oturup sokaklarda dolaşan hallerimizi, bundan aldığın keyfi…

Böyle küçük detaylar yüzünden neden birini sevmemiz gerektiğini bilmiyorum. Ya da neden sevdiğimiz insanlardan geriye böylesine küçük detaylar kalır ki ? Şunu söyleyebiliriz belki de; birine sevgi vermek, kişinin bir parçasını da vermesi demektir. Ona haiz detayları ile tavırlarıyla, heyecan ve üzüntülerini de vermektir. Dolayısıyla böylesine ağır bir yükün altından, hangi beceri ile kalkabilir, sevmek denen şeyin özünü görebilir ve bundan zevk alabilirdik ?

Sen beni hatırlar mısın, arada aklına düşer miyim bilmem. Aklına düşmüyorsam eğer, bütün anılarım senin için ölmüş demektir. Hatırlıyorum da, senin dünyanda büyürken biz, benim dünyamda ise uzaklaşıyorduk. Seni en son bir sahil kıyısında gördüğümde mevsim bahardı. Yanında başka arkadaşlarında vardı ve ben sessizce seni kıskanıyordum. Günün sonunda bunun bir veda şekli olduğu da gözlerinden anlaşılıyordu.

Bazı zamanlar haberini alıyorum ya da fotoğraf arşivlerinde tekrar karşılaşıyoruz. Şimdi artık aklıma gelen kişi sen değilsin ve o kişiden başka her şeysin. O, yağmurun altında yürümekten keyif alan çocuklar, anıları ve bıraktığı ufak izleri zaman rüzgarlarında dağılıp çoktan yok oldular. Zaman ve beraber olma becerimiz bizi başka yaşamlara fırlatıp attı. Bir yerlerde karşılaşacak olsak dahi birbirimize anlatacağımız hiçbir şeyimiz yok.

Ve şimdi tekrar bir Mayıs ayındayız, yağmur yağıyor. Yeni yapılmış kaldırımlara düşüyor damlalar, trafik sıkışık ve ağaçlar korumuyor buraları. En nihayetinde, zaman, bizden kalanları silmeye devam ediyor.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.