.dönüyor.

Amma bulanık bu sise hakim gökyüzü.

Neden bu yalnız mektabın şarabında eksik aşkımız ?

Kim ne derse neye bulanalım bu yılgın hikayede ?

Ne aruz ölçüsünde kalmış dişleri sökük hikayelerde uydurulmuş mahlukatlar kadar yalnız, ne de öyle kırgın ve boşuz.

Şiir dillerinde tükürülen her cümle kadar tutarsız gece..

Köprüler kadar karanlık yokuşların hafızalarına düştük biz.

Seni son gördüğüm günün akşamı kadar keder üstü hikayelerin yeşil dallı rüzgarladan terkim.

Ne meyhane şarkıları, ne dilimlenmiş orospular, ne yalnızlık…

Kin ektiğim ber ah masalından vurulmuş soğuk rüzgarlara kadar cehennem.

Solgun duvarlı kalemlerin akıtamadığı kadar hür bahar kokusu.

Hangi kentin hangi mazarasında öpüştüğünle ilgili bir derdim yok aslında. Ya da var ise umrumda mı cümleler, kelimeler…

Ben ayyaşım, gerisi beni ilgilendirmez aslında.

Basit bir ruhun söze gelimi olamaz mı bu akşam mesela ?

unutulsa tüm yılgınlıklar ve savaşlar.

Ve bahar iklimlerinden yorgun umut ve hikaye..

 

Her ne ise…

 

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.