.dİp.

Bu ara uçaklar yine bizim bu taraftan iner oldu. Yankıları camıma vuruyor ya lodos var. Başka yaşantıların olduğunu da hissettiriyorlar bana. Birileri geliyor, birileri gidiyor… Oysa  oralarda, onların içinde kaybolduğumu sanıyordum.

Ve diğerleri gibi onlar da bir vapura binip gitti işte.

Işıkları görüyor musun öyle hareketli bu akşam ?

Yine beyaz bir bankın tepesinde vuruyor rüzgar ensemden. Bakıyorum vapurlar kayboluyor ışıkların arasında…

Cigara içmiyorum, sevmem. Ama sevilecek kadar melankoli akıyor bu gece.

Suçlu benim. Aklım uçuyor kıymetsiz…

Ben en çok Harem’de aşık oldum dedim kendime. Hani ötesi yoktu, yok.

Şimdi yer altında yanından geçtiğim bir durak adından başka birşey değil ya, gözlerim görüyor, yüreğim kayıp.

Öf deyip kalktığım sofraların sakinliğini bıraktığım gibi kapanıyorum.

Oysa dün haykırmak istediklerim bugün lüzumsuz. Kime, neden ?

Suçlu benim. Yüreğim dinlenmiyor, kıymetsiz…

Uzak dost mektupları kadar kasvetli bir kavuşma gibi rüyalar ve en boktan yerlerinde uyanmaktan sırılsıklamım.

Bırakma beni dediler, daha çok sarıldım aslında. Sarıldıkça, kaçtılar biliyor musun ?

Sebep yok, laf yok sadece canım istedi diye yakıyorum hepsini. Bu da benden olsun diye, hoşçakal filan yok bende.

Hayat mıydı, vapurlardı filandı…

Siktiri boktan bir sigaranın ışığında bırakmayı mı layık gördün umutlarını bilmem öyle siyah siyah, aptal aptal.

Ve beni buna mı layık gördün dedim, sakin. Seni savurup atan duyguların için mi kin büründün bana  ?

Günahlarını benim üzerimden mi çıkardın dedim, sakin.

Sonra kzgınsın diyorlar ya, kızgınım tabi. En masum laflarınızı bile boğazlayacak kadar kızgınım.

Ama her neyse, öteki herşey gibi bu suç benim, suçlu benim.

Neyse, her neyse…

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.