An

Adamın biri televizyonda, ağzında ne olduğu belli olmayan kelimelerle bağrınıp duruyordu. Kapadım. Hava bugün bir garip. Nereden çıktığı belli olmayan bir kasvet var yine. Masanın üzerinde dünden kalma bir kaç kağıt kalem, küller rastgele serpilmiş. Bu saçma dağınıklık, hayatımın kısa bir özeti gibi. İçeriyi biraz havalandırmak için camı açıyorum, önce güzel bir parfüm havası giriyor, […]

Yok Oluş

Düşlerin rengi olduğunu daha önce hiç duymamıştım. Hayatın, irli ufaklı anlık görüntülerden, şaşırılmış seçeneceklerden, kaybedilen zamandan ibaret olduğunu düşünürdüm. Dalgaların kokusu olduğunu da bilmezdim. Denizin sesini, yalanların ördüğü duvarları, yaklaşan fırtınanın habercisi olan rüzgarların dilini… bilmezdim. Tüm bu kargaşanın bir yolu, kaderin bundan çıkarını, bizim bunlarla ne işimiz olduğunu bilmiyordum. Anlatabileceğim hikayelerimin sıradan, kuru gürültü […]

Hiç

Sokağa atılmış, rüzgarda savrulan başıboş kibritler gibi, rastgele yaşıyorduk. Hep bir başımıza olmak, bir başlılığa sahip olmak, tüm bunların içinde diğerlerini dinlemek, söylenen her laf, her düşünceyi okumak, izlemek, bunlardan sıkılıyorduk. Yani, evet çokça sıkılıyorduk. Oysa güzel manzaraları biz de gördük. Güzel insanlar tanıdık, güzel gülüşler gördük, faklı zevkler aradık. Bir bulmacayı tamamlamak istermiş gibi […]