Bir Başka Mesele

Akşam üzeri, ahşaptan kitap raflarının arasında dolaşıyordum. Tamaro’nun yeni kitabına rastladım, bir kaç sayfaya göz gezdireyim dedim. Aynı hikayeler. Kaybedilen insanlara boş mektuplar, hayat üzerine nutuklar diye düşünürken dalmışım. Kitabı kapattım, dükkandan çıkmak üzere iken, kadının biri içeri girdi. Kadınlar bu mesvimde ne kadar davetkar oluyor diye düşünürken, kendimi onun durduğu raflara doğru ilerlerken buldum. Kendime ne yaptığımı sorduktan sonra yolumu değiştirip mevcut ahlak kuralları kitabımın 304573975 maddesinin 1. bendine dayanarak dükkanı terk ettim.

Vapurda yediğim rüzgarlardan mıdır, yalnızlıktan mıdır, trenin klimasından mıdır bilmem ama kafamın içinde oluşan aykırı soruları kurcalerken, bu sorulara cevap aramak gibi boş bir gaye edindim. Kulaklarımda durmadan çalan hüzünlü soundtrackler içerisinde aydınlanma ararken, o aydınlanmanın birden gelmeyeceğini, kitaplara dönmenin daha yararlı olacağını düşündüm.

Akşam eve gider, bira açar (12 TL), hüzünlü bir soundtrack daha açıp tavana bakarım diye düşünüyordum. Oysa işler tabi ki beklenildiği gibi gitmedi. Eve terli ve kokuşmuş bir şekilde girdikten sonra, ortalamlara akayım dedim. Ortam dediğim 3 oda 1 salon tabi. Kokularımı düzenli bir şekilde bırakıp, bu evde birilerinin yaşadığına dair kesin kanıtlar bıraktıktan sonra televizyon denen vizyonsuzluğa dalmışım. Bu aralar ota boka dalıyorum zaten. Sonra, sıcaktan mıdır, yalnızlıktan mıdır, abazanlıktan mıdır, tren klimasından mıdır bilmem, bana bir esinti geldi. Kalkıp bir yazı yazmaya karar verdim.

Bu yazı aslında süslü bir giriş yapacaktı. Ortam olarak bir kitapçıyı, kahraman olarak yorgun düşmüş bir düşünürü, hedef olarak ise Tinder’da gezinen eş adayı bir kadını seçmiştim. Her neyse, beynim döndüğünce edebiyat geveleyecektim. Bunları gevelerken de deyme edebiyatçılardan daha iyi yazdığımı düşünecek, egom ve buna mükabil alter-egomu sıvazlıyacak, büyüksün, yazarsın, aslansın diyecektim kendime. Oysa bunların yerine, beyaz çikolatalı Tadalle yedim. Birası da benden.

Kafamdaki diğer deli sorulara gelince; unuttum hepsini. Metroda acayip bir aydınlanma yaşıyor insan. İçerideki terden midir, osuruktan mıdır bilinmez ciddi anlamda “varlık” üzerine çıkarımlar yapıp, bir an önce bunları yazacağımı düşünürken, metrodan çıktıktan sonra unutuyorum.

Neyse, her neyse, tüm bunlar da başka bir mesele tabi. Ahlak kitabımın 4396. maddesinin 91. fıkrasının A bendinden C paragrafına dayanarak bizleri burada yalnız bırakıyorum.

Leave a Reply

10 − five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.