Ben iyiyim.

İçimde bir kaos oluşmuş gibi. Kocaman bir ağırlık çöktü akşam akşam. Sanki biri, gelmiş açmış tüm pencerelerini yüreğimin. Tam göğüsümde, tanınmayan dipsiz fırtınalar kucaklıyorum.

Kocaman bir çember çizip duruyorum gördüğüm her kara tahtaya. Kara tahtalarda sırıtmış konuşamayanlar, ağları çürümüş kaderler, yarım yarım bırakılmış kederler ve yaşanamayanlar. Yaşanamayanlar diyarından bol mutsuzluk getiriyorum.

İçimde bir kaos. Pandoranın fırtınası gibi, iyi gelen şeyler bana kötülük yapıyor. Bu bir çatışma hali. Üçüncü duygular savaşı çıkmış, cephelerimi arıyorum. Çemberler karalıyorum içi bomboş, körkütük sarhoş. Yaz zamanı, boş okul duvarlarına, sen diye yazıyorum, ben diye okunuyorum.

Dostlarımı uğurluyorum sayfa sayfa, uykularında. Gecenin birinde aylak adamlar ve kadınların ortasında bir yerde avazım çıktığınca susuyorum. Dedim ya sanki biri, gelmiş açmış tüm penceleri. Üşüyorum. Çaresini şiirlere, romanlara sıkışmış tesellilerde arıyorum. Bir kaç satır mırıldanır gibi olduğumda korkarak uyanıyorum. Bu fırtınalar dindiği vakit, hiçbir şey yaşanmamış olarak kalıyor apaçık.

Sen bir ucunda, ben bir ucunda, yaşamadıklarımızın öyküsü için ağlıyoruz. Kendimizi bir defa daha, gelecek zamanlar için üzüyor, pencerelerimizi bir daha açılmamak üzere mühürlüyoruz. Ben tekrar, savaşmadan kaybetmiş bir general gibi küçük hayal kırıklıkları ile eve dönüyorum.

Zaman öylesine geçiyor. Sensizlikler saklamak zorunda kalıyorum ister istemez bir anda. İşte o kocaman sensizlikler batıyor güneşle birlikte. Bugün de yoruluyorum.