bana bir sen gerek

Seni bulma ihtimalimin uzun dolmuş kuyruklarının başı ve sonunun uzaklığı kadar iken bırakıyoruz. Bu adil değil.

Unutulmuş bir kitabın arasına sıkışmış ayıraçların hibe ettiği hikayeler arıyor gibiyim.

Her yol seni tarif ederken sana çıkmayan baharlara kızıyorum.

Ömür, düz tahtalara yazılan paçavradan oluşan ayyaşların şiirlerine bakarak geçiyor. Hepsi seni verirken, hiç biri yaşamıyor.

Zihin hapislerinin, rüyalarıma sığdırdığı denklemlerin bilinmeyenlerine seni koyuyorum ya işte, öyle bir teselli rıhtım rüzgarları.

Şaşırmış rüzgarlara bırakılan sönük balonlar gibi nefesim.

Ah be sevdiğim neden öyle durduk bir gecenin durduk bir vakti durduk bir karanlıktan karşıma çıkarsın ?

İşte şimdi dünyamı anlatan tüm kelimeleri sana çevirmek gerek. Buna hakkın yok.

Öylesine geçti ki vakit, öylesine geciktik ki, tutunamayan prangalar gibiyiz.

Hangi duvarda, hangi devrimi getireyim sevdiğim, söyle ?

Hangi hikayelerden seçeyim seni, ağzını, burnunu, gözlerini, kaşlarını, saçlarını, gülüşünü ?

Hangi sersem mermi gibi yolumu şaşırıp duvara saplanayım ?

ah sevdiğim, öyle bir an ki bu, bana bir sen gerek.