Bak

Bak, görüyor musun bu inceden düşen yağmurların hatıralara karışan sessizliğini ? Dün, bir meşe ağacının altında kıkırdayan çocukluğumuz, şimdi yetişemediğimiz bir zaman treninin peşinden savrulan hatıralarımız da dağılıp gitti. Camları binbir parçaya bölünmüş bir pencerenin arkasından bakmak gibi, karmakarışık şimdi her şey. 

İşte, serseri bulutlar, yıldızlarımın üzerine çöktüler. Uçurtmaları uçuran babalarımız, uçmanın büyüsüne kapılan hayallerimiz, ıslak çimenler, çıplak ayaklarımız… Bir avuç avuntu ve aptal özlemlerden başka bir şey kalmadı. Ne fark eder ? 

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.