.başımda akıl.

Belki de aklıma yatan tek şey delirmekti. Ben de öyle yaptım. İstediğim şeyi yapmış olmanın dayanılmaz hafifliği ile tıktılar beni bir hücreye. Sanki bir akıla hücre iyi gelicekmiş gibi.

Akılsız insanların anlamadığı şey de bu işte. Farklı olan herşeyi aynı kalıba sığdırmak istemeleri. Saf insan beyninin ürettiği gerzek akılın esiri olduk. Hücre ve ben.

Kalıplaşmış bir aklın özgürlüğünden bahsedemeyiz. Ben bahsetmeye kalktım ve şimdi buradayım. Yosun kokuyor bu soğuk, pürüzlü duvarlar. Onlara, hiç kimseye birşey yapmamış olama rağmen işkence edercesine davranıyorlar. Zorunluluktan biliyorum. Zorunlu oldukları için benimle muhattap oluyorlar, zorunlu oldukları için benimle ilgilenmek zorundalar ama bu zorunluluk dünyasında dostum, bu zorunluluk dünyasında hepimiz aynı yerde durmaktan başka bir bok yapmıyoruz. Doktora da aynı böyle dedim. Yüzüme baktı ve o zorunluluk zincirlerini kırmadan dönüp gitti.

Eğer komşularım beni anlamış olsaydı bu akıl hastanesinden ki burası olabildiğince mantıklı bir yerdir, anlamış olsalardı şuan soframda oturmuş havuç yiyor olurdum. Ama genel olarak insanlar anlamamayı tercih ederler. En anlayışlıları bile bir süre sonra bundan vazgeçer. Çünkü zorlanırlar anlıyor musun ? Kendini zorladığın herşey eninde sonunda yılmana sebep olur.

Elimdeki tabancayı şakağıma dayadığımda ben de yılmıştım. Ama yılmanın verdiği tebessüm dostum, bunu öyle kolay bulamazsın. Yılmış birinin kurmak istediği cümleler çok noktalı suskunluklardır. Beni yıldıran şeyleri hatırlamıyorum. Ama bu hücrede ayaklarım üşüyor ve bu yüzden onların istediği gibi olacağımı düşünüyorlar.

Düşünsünler..

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.