2018 Yılı

Evet bu bir yıl sonu yazısı. Bu yılın nasıl geçtiği ile ilgili düşünürken, sanırım bunları yazmak ve yazarken düşünmek daha verimli ve daha içten olacaktır.

Kitaplar

Goodreads’e girdiğim kayıtlar üzerinden bakarsak 12,567 sayfa 70 kitap okumuşum. Aylık olarak ortalamam 5,833333 kitap gibi bir şey ediyor. Daha çok kitap bitirmiş olmak isterdim ama bu çalışma temposuna göre sanırım nispeten iyi sayılır. Tabi arada göz atıp, sıkılıp bıraktıklarım vb. saymıyorum. Bu goodreads sitesini kullanırken de insan, kitap yetiştirme sınavı veriyor sanki. 70 olsa ne olacak, 40 olsa ne, 200 olsa ne ? Niteliksiz ve anlamayarak kitap okunuyorsa ne anlamı var ?

Okuduklarım arasında tabi klasikler önde geliyor. Özellikle belirtmek istediğim bir kitap yok ama Ezilenler (Dostoyevski), Tutunamayanlar (Oğuz Atay) ve Suskunlar (İhsan Oktay Anar) beni oldukça düşündüren romanlar oldu. Ayrıca Metis ve Ayrıntı yayınlarının felsefe ve inceleme serileri bir çok yeni kapı açtı. Bol vakit olsa sindire sindire hepsine şöyle bir girsem.

Çok kitap aldım yine, 1250 sayısına ulaştım. Kütüphanemi 3’ten 5’e çıkardım. Bu yüzden odamın düzenini değiştirmek zorunda kaldım.

Sonuç olarak kitaplarla, geçen seneye nispeten azda olsa vakit geçirdim ve geçirmeye devam edeceğim. Ama artık eskisi kadar, bir kitap üzerinde ısrar etmiyor, onunla inatlaşmıyor, sevmediysem, anlamıyorsam bırakıyorum.

Yeni yıl umarım, fiyat olarakta, kalite olarakta iyi yansır.

İş yaşamı

Bu konuda söyleyebileceğim çok şey var ama hiçbir şey söylemek istemiyorum.

Yönetim değişti, bizim ekip değişti, lokasyon değişti. Euro 6, Dolar 5 oldu. Değişmeyen tek şey maaşlarımız. Muhtemelen yakında bizi de değiştirecekler.

Rutin bir günde, gidip gelmekten başka bir şey yapmadığımı söyleyebilirim. Mesleki olarak ise hiçbir getirisi yok. Aksine her gün biraz daha tiksiniyorum. Olaki ayrılırım, bu iş yaşamı konusunda ayrıntılı bir blog serisine başlayabilirim.

Bunun yanında kişisel olarak, Udemy üzerinden birkaç ders aldım, onlara bakıyorum. Oldukça faydalılar, özellikle Multi-threading vb. konular konusunda bilmediğim ne çok şey varmış

Bir de benim Senseframework kütüphanesini Nugete taşıdım. Dolayısı ile artık dünyaya açık open-source bir kütüphanem oldu. En azından tecrübe etmiş oldum. Bunun getirisi olarak continuous integration ve deploymentı da görmüş oldum.

Bunun yanı sıra, benim adını LibraryOS verdiğim, kütüphane uygulamamı mimari açıdan değiştirme yoluna gittim. Ama henüz yolun başında çok denklemli bir probleme dönüştü. Önümüzde ki yıl umarım aklımda ki yapıyı hayata geçirir ve her yerden ulaşılanabilinir olur.

Hayat

Şöyle bir baktığımda yaptığım, geliştirdiğim, zaman harcadığım hiçbir hobim kalmamış. Bıkmışım aslında. Yaptıklarımın ne maddi ne manevi bir getirisi yok, dolayısı ile hiçbir şey yapmamayı tercih ediyorum. Kitaplar vb. dışında tabi.

Kuzenim nişanlandı ve 2019 yazı bizi iki düğün beklemekte. Kuzenimin nişanında bizim yaşlıların, benim gibi diğer bekar kuzenlerime ve bana neden hala evlenmediğimizin sorulması üzerine epeyce düşündüm. Bu beni oldukça sinirlendiriyor ve bir daha ki sefere kalplerini kıracağım.

Onun dışında, eskiden sıkça görüştüğümüz, değer verdiğim, belki de bir süre beraber büyüdüğümüz bazı arkadaşlarla büyük bir özlemle yeniden iletişime geçtim. Tabi eskisi gibi değil hiçbir şey. Bir süre geçmişe özlem duyup, eylemlerimi ve sonuçlarını gözden geçirdim. Ne öğrendiğimi soracak olursanız, pek bir şey yok aslında. Bu başka bir mesele…

İş hayatının getirdiği buhran, yalnızlık ve güzel kitaplar beni bir süre sessizliğe itti. Bir çıkarımım yok. İnsan halleri deyip geçiyorum. Çok derin bir analiz ya da kararlar alacak durum ve düşünülmesi gereken şeylerde yok aslında. Tek söyleyebileceğim, tüm bunlardan sıkıldım. Hem zihnen hem bedenen.

Bir de yakın bir dostumun beni gaza getirip, yemek düzenimi alt-üst etmesi var. Bunun sayesinde, yediklerime dikkat etmeye, aldığım besinlerin içeriklerini okumaya başladım. Spor yapmıyorum ama biraz kilo verdim. Karnımın şişkinliği indi, yüzüm biraz inceldi, bazı pantolanlarda kemer takmaya başladım. Tabi bu durum bana mutluluk verdi. Basit, anlamsızca bir mutluluk. Yine öyle çok dikkat etmiyorum ama artık yemek konusunda en azından irademi koyabiliyorum. Umarım 2019 yazında daha da formda gireceğim. (hayaller – gerçekler)

Satın alma çılgınlığı

Evet. Her kapitalist proletarya bunu tadacaktır sanırım. Bu yıl da saçma sapan alışverişler yaptım.

İşin kötüsü bazı alışverişleri yaparken, bunların ne kadar anlamsız olduğunu bilerek yaptım. Hiç ihtiyacım olmayan ve olmayacak alışverişler.

Ve bu süre zarfında içimde bana sürekli al al al al al diye komut veren, bilinç altıma giren, alma fikrini ne zaman nasıl koyduğunu bilmediğim o varlığı keşfettim. Savaşması oldukça zor benim için. Bu kadar saçma sapan ve yersiz tüketim yaptığım için kendime her zaman kızgınım.

2019’da umarım bunu da aşacağım.

Yeni yıl 2019

Bir zaman diliminden bir şey beklemek, bir beklentiye girmek çocukça geliyor kulağa. Ayrıca zamanla ilgili ayrıca düşünmek istiyorum.

Bu yıl süresince biraz daha kitaplarla gömülmek istiyorum öncelikle. Okunacak çok ve çok kitap var. Merakımı daha da canlandırıp, yeni şeyler, alakasız, hiç görmediğim şeyler öğrenmek istiyorum. Bir ara Latince’ye merak sarmıştım, belki bunu tekrar gündeme getirmeliyim.

Belki bu sene evden taşınabilirim. Ama bu bana hiç mantıklı gelmiyor. “Rahata alıştın” tabi diyenleri duyar gibiyim. Umrumda değil. Sadece iş ile ilgili kaygılarım yüksek ve bu tip bir hayat kurmak ne kadar mantıklı olur ölçümleyemiyorum.

Kendi işimi kurmak veya projeler edinmek istiyorum. Yazılım dünyası, teknoloji, bambaşka yerlere giderken, bir şirkette stabil çalışıp kendimi köreltmek çok anlamsız geliyor. Sanki tüm bunlar yaşama enerjimi sömürüyor. Kaybettiğim yaratıcılığımı tekrar bulmam ve geliştirmem gerekiyor.

Ve tabi tüm bunlar için, sağlık gerekiyor. Hepimiz, tüm ailem için sağlıklı bir sene daha istiyorum.

Gerisi, tatlı ve geçici bir mücadele..