Hiç

Sokağa atılmış, rüzgarda savrulan başıboş kibritler gibi, rastgele yaşıyorduk. Hep bir başımıza olmak, bir başlılığa sahip olmak, tüm bunların içinde diğerlerini dinlemek, söylenen her laf, her düşünceyi okumak, izlemek, bunlardan sıkılıyorduk. Yani, evet çokça sıkılıyorduk. Oysa güzel manzaraları biz de gördük. Güzel insanlar tanıdık, güzel gülüşler gördük, faklı zevkler aradık. Bir bulmacayı tamamlamak istermiş gibi […]

Insomnia

Gözlerim… Üzerimize yıkılmış dünyanın esareti altında ağır ağır kapanıyorlar. Geçmiş, bir karabasan gibi ağırlığını bırakıyor zihnime. Düşünceler… birbirini ardına geçmiş, dolanıp çözülememiş zincirler gibi özlem duygusuna, minnet duygusuna, merhamete kavuşuyorlar. Yılgınlık, göçebe bir cümlede sırıtan bir kelimeden başka bir şey değil omuzlarımda. Şafaklar, gecelerden doğuyor bir başına. Gözlerim.. Kapalı. Sensiz başlayan gündüzler, seni anlatan şiirlerle […]

Karalamalar

Hileli günlüklerin satır başlarından başlayalım müdürüm. Birkaç kuruşa laf, birkaç gülüşe zarf, birkaç sirkeye şap koyalım ruhumuzun miskinliğinden hallice Mişkin’in. Laf-ı girizgah ve en şahanesinden bahtı bedbaht olmuş yaşamlarımızı üç kuruşluk çobanlara meze ettik ya müdürüm gel bana bunu açıkla. Saçma sapan ebelikler, sözlerimizin anlamsızlığına düşkünlükler, sıkıcı müzikler, aptal kadınlar, gelmişimiz ve geçmişimizin arta kalan […]