Gün Bozumu

Aylardan Mayıstı ve biz gökten yarılmışçasına boşalan yağmurun altında Karaköy’den Beşiktaş’a yürüyorduk. O zamanlar, ister adına dostluk, ister yalnız kalmamak için diyelim, beraber çok vakit geçirirdik. Biraz daha gençtik. Gençliğin avareliğinde, aslında neler döndüğünü de çok bilmeden, çok düşünmeden bazı şeyleri sadece yapıyor, bilinçsizce hissetmek için yapıyor ve bu dostça görünen tavırların altında kim bilir […]

Linç, Hukuk, Adalet Üzerine

Bu yazıyı yazmama neden olan şey; içinde yaşadığımız toplumun, uzunca bir süredir (tarihsel kronolojiden bahsetmiyorum), karşılaştığı ve beğenmediği, karşı ve ayıp gördüğü olayların taraflarına karşı; kendince adalet duyguları, yargılarıyla sadece nefret üretmesi ve bunun üzerine beni düşündürmesidir. Linç En yakın örneklerden biri olarak, havalimanında yaşanan bir tartışmada, taraflardan birinin diğerine hakaret etmesi ve bu görüntülerin […]

Gündüz Düzeni

Gün gelir kasvet uyanır dağlarında baharlarımızın. Bir şişe baş dönmesinden çıkan kelimeler sıkıştırırız cebimize ve ceplerimizden hüsranlar yığılır, tıpkı bomboş bakan gözlerimizin ovalara, ırmaklara baktığı gibi. Bir rüyanın gölgesinde uyanır içi sıkışmış, bomboş yalnızlıklarımız. Öykülerimizde yaşamış kahramanlarımızın ağzından düşen bir iki yanlış cümle ile çirkinleşir, geceler indiririz sahnemize. Bu sahnenin ana oyuncularında bir deli bir […]