Mektup Öyküleri – III

mektup gunlukleri

Sevgili kuzen,

 

Kişinin kendisine has günahları olur üzülme. Herkesten saklanan düşünceler, kıyıda köşede buruşturulup atılmış yahut göz ardı edilmiş ve bunların türevleri, türevlerinin türevleri derken uzamış günah listesidir. Bu düşüncelerin içinde yok yoktur. Kişinin tüm ahlakını baştan sona yenileyen bu düşünceler, kendisini anlamak için oluşmamışlardır. O pis, kokuşmuş düşünceler bir şekilde oradadır, ne zaman geleceği de belli olmaz.

 

Bizim kahramanımız da sanırım bu tip düşüncelerin ızdıraplı çıkışlarını yaşadığı bir akşam, bu günahlarından arınmaya kalktı. Oysa güzel arkadaşım, günahlardan arındım ben diyerek kurtulamazsın onlardan. Günahların için ölmen, ölmen ve tekrar ölmen gerekir. Azap kapısı kollarını açmış beklerken öyle bir anda oyundan sıkılmış veletler gibi göz ardı edemezsin bunları. Unutulmak üzere gideceğin bu yolun bir anlamı yok. O yüzden korkulacak bir şey de yok.

 

Bizler, toplumun yetiştiremediği, sahip çıkmadığı, her gün, her dakika kaybolan çocuklarıyız. Hepimiz piç, hepimiz yetimiz. Bir görevmiş gibi, hevesle yapılan sonrasında bir köşeye atılmış insanlarız. Çöpüz… Bizi kimse eğitmedi. Yol gösterenemiz olmadı. Gördüğümüz, göreceğimiz üç beş parça şey  o da var ya da yok. Anlıyor musun kuzen ? Burayı anlaman hepimiz için çok önemli.

 

Mutsuzuz, bu bir gerçek. Mutlu olabiliriz bu da bir gerçek. Lakin elimizde ki imkanları, düşünceleri nasıl kullanacağımızla ilgili bilgimiz yok. Kimsenin yok. Ama herkes sanki işini bilirmiş gibi davranmasını öğrenmiş, o belki kurtarır bizi. Belki, biz bir anlam ararken, sonsuz anlamı vardır bu işlerin, kuzen. Neden bir tane olsun ki ?

 

İşin sonunda, özgür olamayacağız, bunu şimdiden söylemeliyim. Hocanın dediği gibi, aklıyla hareket edenin özgürlükten yana şansı olmaz. Çünkü daha ilk başta, aklının tutsağı olmuşsundur. Biz de inançta yok kuzen, biliyorsun. Ne aşk, ne tanrı, ne de başka bir şey.

 

Hepimiz, piçiz kuzen. Ötesi yoktur.

 

 

Leave a Reply

one × 2 =