Yağmur Günlükleri – II

yamur gunlukeri ii

Onu ne zaman anlamayı bıraktığımı artık hatırlamıyorum. Sıradan bir Pazar günü lunaparkta pamuktan şeker yerken mi, Bahamalara gittiğimiz o ilk günün akşamı beyaz kumlar üzerinde birbirimize sıkıca sarıldığımızda mı yoksa St. Petersburg’ta kilometrelerce yürüdükten sonra çimlere uzanıp bulutları izlerken mi, hatırlamıyorum. Ama o zamanlar bize ait olduğunu sandığımız yaşamın başka türlü olabileceği aklımıza bile gelmezdi. […]

Nazmi Bey

nazmi bey

Dün akşam bizim üst katımızda yaşayan Nazmi beyi, kendisini tavana asmış vaziyette buldular. Ne gariptir ki daha o sabah selamlaşıp ayaküstü sohbet etmiştik. Bildiğimiz Nazmi beydi işte, hiç beklemezdik doğrusu. Sırtında rahmetli eşinin örmüş olduğu sarı hırkası, hafiften ağarmış saçları, yüzünde taşıdğı o tanıdık ve çizgilerine işleyen tebessümüyle geçmişti yanımızdan. Nasıl oldu, ne düşündü, neyi […]

Yağmur Günlükleri – I

Nereden çıktığımı hatırlamıyorum işte. O gece her nasılsa caddeye düşmüş yürüyordum.  Ağzım, dilim, gözlerim kuru, inceden yağmur yağıyordu. Islaklık caddenin zeminini parlatmış binlerce ışık rengarenk birbirine karışıp, su birikintileri üzerinden hayat varmış gibi yansıyordu. Hatırlıyorum, o günü hiç sevmemiştim. Ondan ayrılalı kaç dakika oldu, kaç saat karıştı bunlara, günler nerede nasıl geçti diye düşünürken tekrar […]