Mektup Öyküleri – II

mektup oykuleri

Kuzen,            Bu, Op 27 no 2 ne güzel bir şeydir. Defalarca dinledim ve kendimi dinlemekten alıkoyamıyorum. Halim o ki; bu müzik beni bambaşka yerlere götürüyor. Okuduğum herhangi bir romanın herhangi bir kahramanı oluyor, aklıma gelen şeylerin neler olduğuna bakmadan onlara kılıf bulmadan, geldiği gibi yazıyorum.          Yazıyorum kuzen. Tasarımı olmayan, önceden düşünülmemiş, kurgulanmamış […]

Mektup Öyküleri – I

mektup öyküleri

Sevgili Kuzen;   Bu mektubu yazıp yazmamak için günlerce düşündüm. Bir yandan sana olan öfkemi dindiremiyor öte yandan bu yaşananlara karşı kendimi aciz düşmüş, zavallı birisi olarak görüyorum. Bana yolladığın kitaplardan bir kaçını okudum, kimisini yarım bıraktım. Bence bu Fransızlar felsefe işini halen beceremiyorlar. Düşündüklerini aktaramayan saçma sapan kavramları eveleyip geveleyip bunu bir haltmış gibi […]

Yağmur Günlükleri – II

yamur gunlukeri ii

Onu ne zaman anlamayı bıraktığımı artık hatırlamıyorum. Sıradan bir Pazar günü lunaparkta pamuktan şeker yerken mi, Bahamalara gittiğimiz o ilk günün akşamı beyaz kumlar üzerinde birbirimize sıkıca sarıldığımızda mı yoksa St. Petersburg’ta kilometrelerce yürüdükten sonra çimlere uzanıp bulutları izlerken mi, hatırlamıyorum. Ama o zamanlar bize ait olduğunu sandığımız yaşamın başka türlü olabileceği aklımıza bile gelmezdi. […]