İstanbul’da Yaşamak

istanbulda yasamak

Bu yazının başlığını ‘İstanbul’a Gelmeyin’ olarak düşünmüştüm. Ama bu, saçma bir başlık olurdu. Çünkü bir ülkede işin, aşın alternatiflerinin çok olduğu tek memleket burası olunca “milletimiz” ne yapsında gelmesin diye düşündüm. Bu yazıyı yazma fikri, hem geçen gün Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’un bir röportajında geçen sözleriydi hem de on dakikalık mesafe için bindiğim metroda kalabalığa olan öfkemden dolayı geldi. Bu yazıyı doğma büyüme ve hep aynı semtte yaşan bir kent bireyi olarak yazıyorum. Başka hiçbir […]

Dram

dram

Şimdi size söyleyeceklerimi ben bile tasarlamadım. Ama her ne olacaksa beni ya deli sanacak, ya da benden nefret edecek, son tahlilde deli olduğuma hüküm edecek kadar nefret edeceksiniz.   Konuşmamızın bir yerinde olur ya sendelersem, takılırsam, cümleleri dolandırırsam, uzatırsam bağışlayın. Bu sohbetin bir konusu yok baştan belirtelim. Ne sen okur olarak bir şey alacak, ne […]

Vesaire

vesaire

Lafa nereden girsem bilemiyorum. Bu aralar Jean-Paul Sartre’ın Bulantı kitabını okuyorum. Bu sefer hızlı hızlı değil, keyfini çıkararak, sindire sindire bir okuma olduğundan standart hızımdan daha yavaş ilerliyorum. Oysa kitabın henüz başlarında olmama rağmen, yaptığı tespitler beni bir kez daha önceden düşündüğüm şeyleri gözden geçirmeme zorluyor.. Şaşırtmıyor ama düşündürüyor. Öyle ki; geçen gün tanıdığımız birinin […]