Buruk Pencereler

Mahşerlerin dalgalı zindanlarında aklıma sahip çıksam diyorum. Şeytan belirdiğinde gölgeli lafların arkasında, heybeti külle bezenmiş sözler, cümleler, itiraflarda bulunuyorum.

Öyle karanlıkta kalmış sıralara oturup, günah hapishanelerinde arınmaktan öte gidemiyoruz. Ne kavgalara ne de boş duvarlı nidalara bahaneler üretip duruyoruz. Akıl.. Akıl.

Hocam nedir akıl ? Bu zifiri kalabalıklarda kör ebe oynarcasına kaybolmak mı ? Yitmek mi ? Bitmek mi ? Çıldırmak mı hocam ?

Karışmış duygu düğümlerinde sırlar üretiyorum bilmediğim insanlara layık. Ne sen sor ne ben söyliyeyim güzelim.

Tartışma burada bitmiştir baylar !

Düz bir çizginin kahpe yalpalamalarından hayaller çıkardım ya ben her gece her gündüz, saat başı dakikaları okşadım ya, söyle lan kahpe ! Söyle !

Yapay zindanların uçurumlarında, kendini bulduğun senden arda kalan zincirlerin anılarını biriktirdim ya gece gündüz rüya filan.

Çıplak rüyaların, sevimli orospulukların, berbat ayyaşların, başı boş dillerimizin serbest düşüş haline dolanıp dolanıp sıçraması değil mi hocam bu akıl ? Öyle olsa bundan bana ne kalır ?

Yalnızlığa sürdüğüm bu zehirli hikayenin sonudur baylar !

Ruhumun üzerine düşen öfke gölgelerinin şeytanları dinleyin !

Yalpalayarak öyküler yazdım sizin için. Hepsi burada. Aklımda ! Alın bunu, yok edin. Boğuk griye bürünmüş bu kentin pus sokaklarında gölgemi gördüğünüzde yüzüme gül ey şeytan. Al kır, yok et götür beni zindanlarında dolaşayım. Ben her gece, her gündüz, saat başı…

Zaman illüzyonlarının yalan hesaplarında, hesabımı kapatın ödeyeyim. Yoksun kalan tüm celpleri, düş yalanlarını ve gerçekleri kapatın. Bir nokta gibi, mıh gibi saplanırcasına, bocalama duvarların bocalama renklerinde yok olalım. Ey şeytan !

Getir yağsın iklimsiz mevsimlerin görünmez ruhları, bırak yağsın dün bıraktığım hüzün, bırak yağsın huzursuz veletlerin çığlıkları.

Kapatıyorum bu sayfayı.

 

Kentler !

Bu boş boğazlı derin, siyah kentler içinde yutulmak için dolaşıyor kinlere sürülmüş gözlerim. Boyalı öfkeler çıkıyor ya bu kentlerden, nedir neyedir, necidir, bilmeyiz. Kör bir sokağın ortasında unutursun bazen herşeyi ya ansızın, yutar herşey seni, beni, onu, öfkeleri, kargaşaları, sesleri. Buruk pencerelerden veletler izler seni, prangalar arkanda ne olduğunu bilmez bilmez gezersin.

Sudan rüyalar şahitleridir kentlerin. Hepsi senin için. İçin ya için.

Ben böyle sidik kokan bir sokakta bırakmıştım onu. yada o beni. hatırlamıyorum.

Hatırlatma şeytan !

yok oldum,

olurum,

olur.

 

Leave a Reply

3 × two =