Dram

dram

Şimdi size söyleyeceklerimi ben bile tasarlamadım. Ama her ne olacaksa beni ya deli sanacak, ya da benden nefret edecek, son tahlilde deli olduğuma hüküm edecek kadar nefret edeceksiniz.   Konuşmamızın bir yerinde olur ya sendelersem, takılırsam, cümleleri dolandırırsam, uzatırsam bağışlayın. Bu sohbetin bir konusu yok baştan belirtelim. Ne sen okur olarak bir şey alacak, ne […]

Yağmur Günlükleri – II

yamur gunlukeri ii

Onu ne zaman anlamayı bıraktığımı artık hatırlamıyorum. Sıradan bir Pazar günü lunaparkta pamuktan şeker yerken mi, Bahamalara gittiğimiz o ilk günün akşamı beyaz kumlar üzerinde birbirimize sıkıca sarıldığımızda mı yoksa St. Petersburg’ta kilometrelerce yürüdükten sonra çimlere uzanıp bulutları izlerken mi, hatırlamıyorum. Ama o zamanlar bize ait olduğunu sandığımız yaşamın başka türlü olabileceği aklımıza bile gelmezdi. […]

Vesaire

vesaire

Lafa nereden girsem bilemiyorum. Bu aralar Jean-Paul Sartre’ın Bulantı kitabını okuyorum. Bu sefer hızlı hızlı değil, keyfini çıkararak, sindire sindire bir okuma olduğundan standart hızımdan daha yavaş ilerliyorum. Oysa kitabın henüz başlarında olmama rağmen, yaptığı tespitler beni bir kez daha önceden düşündüğüm şeyleri gözden geçirmeme zorluyor.. Şaşırtmıyor ama düşündürüyor. Öyle ki; geçen gün tanıdığımız birinin […]